1 Kasım 2010 Pazartesi

Birinci Juri - Kaboom!

Fikir sunumu yaptığımız bu jüride; şaşırtıcı olan çok fazla insanın oyun yapmaya yönelmiş olması. Bu tahmin edemediğim bir unsurdu. Bu unsur sayesinde yapmış olduğum şeyin sıradan olması yetmiyormuş gibi ayrıyeten okul içerisindeki üretimde -farklı duracağımı tahmin ediyordum- sıradan kılmaya başladı. Oyun seven biri olarak çıkartacakları oyunları merak çok ediyorum. Daha önce adam akıllı bir oyun bile oynamamış ve buna rağmen oyun yapmaya çalışan bazı arkadaşlarıma da iyi şanslar diliyorum çünkü çok ihtiyaçları olacak. Eheheh.

Jüriye geçersek:

-Hazırlık da bahsettiğim üzere, sunumum zayıf kaldı. Bunu hem arkadaşlarımınkiyle kıyaslayınca fark ettim hem de jüriden de bunun üzerine tashih aldım. Tembelliğime gerekçe göstermemem tabii ki fakat, daha önceden beridir çokça ve önemli olarak atfedilip verilen bu tashihlerin, sunumların işlerden daha çok önem kazanmasını sağlıyor. Bu eksikliğim bana epey bir puan kaybettirecek gibi gözüküyor. Çünkü bir yandan jüriye olan saygınızı da gösteriyor.

-Sunumu geçersek yapmayı düşündüğüm projede en büyük eleştiri bunun bir doğru bir tasarım problemi olmadığı. Bu şekilde sorulduğu zaman bu üretimin "portfolyo işi" olacağı, jürinin bunun üzerine bir tashih de bulunamayacağı, bu proje sürecinde onlara ihtiyacımın olmayacağı ve bu durumda onlara neden gösterdiğimi söylediler. Bu tam olarak ilk tashih de Evren Hoca'yla konuştuğumuz bombalama oldu. Aslında bu gidişat gayet öngörülebilir bir şeymiş, ki Evren Hoca'da bunu ön görüp söylemişti. Burada ki anlaşmazlık aslında benim Bitirme Projesi'ni kavrayışımdan kaynaklanıyormuş.

Ben Bitirme Projesi'ni almış olduğum eğitimleri kullanarak, artık yalnız başıma bir ürün-proje geliştirmek olduğunu düşünüyordum ki, zaten bütün fikrimi bunun üzerine inşa etmiştim. Tamamen yapabileceğim, süreç boyunca yardıma ihtiyaç duymayacağım bir konu seçtim. Ve bütün derdim. Bunu yapabileceğime ikna etmek oldu. Böyle olunca da yapacağım iş akademik çerçeveye giremeyecek kadar kısıtlı görüldü.

Peki Bitirme Projesi ne imiş sorusuna bu tashihden sonra tam bir yanıtım yok aslında. Bildiklerimi unutup, fikirlerimi araştırmaların yönlendirmesine izin verip, üretime öyle başlamam gerektiğini, tasarım yaparken en büyük problemimin bildiklerimden ödün vermediğimi söylediler.

-Bu kesinlikle doğru bir tespit. Bildiklerimle yola çıkmak benim en büyük tasarım alışkanlığım. Bu fikirlerim yanlış olduğu zaman, seni tekrardan başa döndüren birşey olsa da, çalışma hızı ve motivasyonunu yüksek tutan bir alışkanlık olduğu için değiştirmekte diretiyordum. Yoksa fikirlere eleştirel boyutta bakmak hem süreyi kat be kat uzattığı gibi hem de araştırma sonucunda elde edeceğiniz fikirler üretilemeyecek kadar komplex, hem konudan uzaklaştırıcı alanlara yönlendirebiliyor. Böyle durumlarda yaptığınız şey her ne kadar faydalı olsa da, okul hayatınızı uzatıp, sizi üreticiden çok eleştirmene çeviriyor. Şahsi kanaatim üretim yapmadan eleştirmenin ahlaki olmadığıdır.

Kısacası sunumum, jüride başlıkta yazdığım gibi patladı.
Bir sonuca varmak gerekirse, yapmam gerekenin:

Korku, dram, şekil bilgisi gibi en temel öğeleri bile kapsamlıca irdeleyip, sonra bu irdelemelerimle konseptimi anlatmam, jüriyi zaten bildiği onca detay boğup, bu şekilde içselleştirmesini sağlamalıyım.

Vize jüri videosu:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder